Savaşa Havet

“Savaşa Hayır !”

 

Ne kadar da yüce duygular içeren bir slogan. İnsanların ölmesini, sakat kalmasını, acıları, yıkımı, kaynakların boşa tüketilmesini kim ister?

 

Peki…Hangi koşullarda ve kime söyleyeceğiz “Savaşa Hayır” sloganını?

 

Örneğin, İngiliz ve Fransız donanması Çanakkale’ye dayandığında, İngiliz ve Fransız barışseverlerinin bu sloganı söylemesinin bir anlamı olabilir. Osmanlı devletinde, kendi hükümetine karşı “Savaşa hayır” sloganını atan için en uygun sıfat nedir?

 

İngiliz donanması İstanbul boğazına dayanıp, topların namlularını Yıldız sarayına çevirdiğinde, Fransızlar, Antep’e, Maraş’a, Urfa’ya dayandığında “Savaşa Hayır” sloganını atmak, Osmanlı vatandaşlarının görevi mi? Yoksa İngiliz, Fransız vatandaşlarının görevi mi?

 

Falanjistler, İspanya’da Cumhuriyetçileri “tepelerken” hiçbir Cumhuriyetçi barışseverin aklına “Savaşa Hayır” sloganı gelmedi mi?

 

Almanlar Polonya’ya, Çekoslovakya’ya, sonra da Fransa’ya girerken “Savaşa Hayır” sloganı atacak kadar akılı Polonyalı, Çekoslovakyalı ya da Fransız yurtseveri, sosyalisti, komünisti yok mu idi? O yıllardaki Polonya, Çekoslovakya ya da Fransa hükümetleri çok ilerici olduğu için mi bu sloganı kullanmadılar?

 

Hitler orduları Moskova önlerine dayandığında uğruna şarkılar, marşlar bestelenen Sovyet Partizanları içinde “Savaşa Hayır” diyecek kadar barışsever bir Komsomol üyesi yok mu idi?

 

Böyle bir slogan atacak bir Sovyet vatandaşı için “Gestapo ajanı” değerlendirmesi yapmak çok mu paranoyakça bir davranış olurdu?

 

Vietkong gerillaları yıllar boyu üzerlerine yüz binlerce bomba yağdıran ABD ordusunu “Savaşa Hayır” diyerek mi kovdular Vietnam’dan?

 

Şimdi bizde de “Savaşa Hayır” diyen bir takım insanlar var. Aynı kişiler daha 10 ay önce “Türk ordusu neden Ayn-el Arap’a (onlar Kobani diyor) girmedi?” diye eleştiriyorlardı. Daha sonra eleştiri bütün Güney-doğuyu ve büyük kentleri ateşe vermeye dönüştü. Bir hafta içinde yaklaşık 50 kişi can verdi. “Türkiye savaşa neden girmiyor?” eleştirisi yapanlar sınırı geçerek gittikleri Ayn-el Arap’ta ABD uçaklarının atacağı silah, mühimmat ve erzakı dört gözle beklediler. Gökten savaş yağmasını ise alkışlarla karşıladılar. Topraklarımızdan geçerek savaş bölgesine giden Peşmergeleri “Biji Obama” sloganları ile karşıladılar.

 

Aynı kişiler her iki Körfez savaşı boyunca Irak halkına bomba yağdırmakta kullanılan İncirlik ABD üssünün yeniden açılmasına hiç ses çıkarmayıp sevinçle karşıladılar.

 

Şimdi “Savaşa Hayır” sloganını yeniden atıp imza kampanyaları düzenliyorlar. Gece yarısı ev basıp uykudayken güvenlik güçlerinin öldürülmesine mi? Eşi ve çocuklarının yanında, ya da çarşıda alışveriş sırasında askerlerin öldürülmesine mi? Yollara mayın döşenip araçlar geçerken patlatılmasına mı? Enerji nakil hatlarını bombalayıp iletim hattını yeniden devreye almak için gelen gencecik elektrik mühendislerine mayınlı tuzaklar kurulmasına mı? Halkın canlı kalkan olarak kullanılıp silahlı saldırı yapılmasına mı? 14-15 yaşındaki çocukların zorla kaçırılıp silahlı eğitimden geçirildikten sonra saldırılarda kullanılmasına mı karşılar?

 

Yoksa egemen bir devletin bütün bunları bertaraf etmesine mi karşılar?

 

Hangi egemen devlet kentlerin caddelerinde ellerinde roket atarlarla, Kalaşnikoflarla dolaşan örgüt elemanlarının kimlik denetimi yapmalarına, saldırılar düzenlemelerine izin verebilir?

 

Her gün gelen şehit cenazeleri Kore’den, Afganistan’dan, Somali’den değil, Türkiye Cumhuriyeti topraklarından geliyor. ABD desteğindeki terör örgütünün silahlarıyla ölüyorlar. Gecekondu mahallelerinden ya da yoksul köylerdeki yoksul evlerden feryatlar yükseliyor.

 

Şimdi “Savaşa Hayır” diyenler bu sloganı PKK yöneticilerine ve uzantılarına karşı yükseltip, gerçekten barış istiyorlar mı?

 

İşine gelince “Savaşa Evet” İşine gelince “Savaşa Hayır”…

 

“Savaşa Havet” demek olası değil. Kimden yana olduğunuzu belli edeceksiniz. ABD desteğindeki terör örgütünden yana mı? Türkiye’nin birlik ve bütünlüğünden yana mı?

 

Dün Taşnak idi. Sonra Asala, şimdi PKK. Ancak Türkiye’yi PKK değil, ABD bölüyor.

 

19.08.2015

 Lütfü Kırayoğlu / ADD Genel Yönetim Kurulu Üyesi       

Paylaşalım